Haliç, Fenerbahçe, Galatasaray, Beylerbeyi, Altınordu kulüplerinin arzusu
Gelecek hafta İstanbul’un senelik Kürek birinciliği yapılacaktır.
Senelerden beri bu birincilik Beykoz ve Galatasaray kulüpleri arasında paylaşılırdı. Bu sene hiçbir müsabakada Galatasaray tam bir kadro ile maatteessüf (ne yazık ki) görünmedi. Bunun içindir ki sarı kırmızılı denizcilerin kürekteki vaziyetini (durumunu) bilmiyoruz.
30 Ağustos tayyare (uçak) bayramında Bebek’te yapılan kayak (kayık) yarışlarına Galatasaray kulübü de iştirak etti. Ancak orada büyük varlık gösteremedi ve diğer kulüpler tarafından her müsabakada takıldı. Senelerden beri İstanbul kürek şampiyonu namını (ünvanını) haklı veya haksız kazanmış olan Galatasaray’ın bu vaziyeti (durumu) İstanbul birinciliğindeki vaziyetlerini göstermesi itibariyle çok şayanı (dikkate değer) dikkattir.
Bu senenin şampiyonluk için en kuvvetli elemanları Fenerbahçe ile Beykoz kulüpleridir. Fenerlilerin tam manasıyla (anlamıyla) kürek müsabakalarına girdiği tarih çok uzun değildir. Sarı lacivertliler ancak iki senedir bu şubede uğraşıyorlar. Görüyoruz ki bu sene bu büyük gayretlerinin mükâfatını (ödülünü) hak etmişlerdir. Geçen hafta Beykoz’da yapılan tek çifte kademli (dereceli) müsabakası (yarışı) çok heyecanlı idi. Fenerbahçe’nin en iyi kürek çekicisi olan ve geçen sene haksız yere profesyoneldir diye itham (suçlanan) edilen Seyfi, bu yarışta hakikaten (gerçekten) Türkiye’de kademli (dereceli) tek çiftede rakibi olmadığını bir daha ispat etmiş oldu.
İki çiftelerde Seyfi müsabakayı (yarışı) kaybetti. Fakat hemen şurasını da ilave (eklemek) edelim ki Beykoz’da yapılan her müsabakayı (yarışı) diğer kulüplerin kazanması çok zordur. Çünkü orada mevcut (bulunan) sulara göre her gün antrenman yapan Beykozlular artık İki çiftelerde Seyfi müsabakayı (yarışı) kaybetti. Fakat hemen şurasını da ilave (eklemek) edelim ki Beykoz’da yapılan her müsabakayı (yarışı) diğer kulüplerin kazanması çok zordur. Çünkü orada mevcut (bulunan) sulara göre her gün antrenman yapan Beykozlular artık o suların kurdu olmuş vaziyettedirler (durumundadırlar). Binaenaleyh (Bu nedenle) kürek yarışlarının tamamıyla akıntısız ve suları herkes tarafından malûm (bilinen) olan yerlerde yapılması icap eder (gerekir). İşte Seyfi ve Haydar’ın kaybettikleri yarış bundan dolayı kaybedilmiştir.
İki gün evvel (önce) duyduğumuza göre Beykoz’dan maada (başka), Fenerbahçe, Galatasaray, Altınordu Haliç ve Beylerbeyi kulübü müşterek (ortak) bir mektupla İstanbul mıntıkası (bölgesi) denizcilik heyetine müracaat (başvuru) ederek yarışların badema (bundan böyle) Beykoz’da yapılmamasını, hakemlerin muayyen (belirli) zevat (kişiler) olmasını ve mesafelerin kısaltılmasını istemişlerdir.
Bu arzularına müeyyide (destek) olarak kulüpler, mıntıkaya verdikleri müşterek mektupla Şirket-ihayriyenin mukaveleye (sözleşmeye) riayet (uygunluk) etmediğini binaenaleyh (bu nedenle) ortada Beykoz’da müsabaka yapmak için bir sebep olmadığını ileri sürmüşlerdir.
Bu Şirket-i Hayriye’nin mukaveleye riayet edip etmediğini bilmiyoruz. Ancak kulüpler Beykoz’da müsabaka istememekte haklıdırlar. Çünkü, Beykoz’da yapılacak olan her müsabakada Beykoz kulübünün ötekiler üzerinde yüzde kırk avantajı vardır.
Bu avantajı her zaman antrenmanlarını orada yapmalarından, suların şekli cereyanını (akıntısını) çok iyi bildiklerinden; rüzgarların nasıl sulara tesir ettiğini tecrübe ile gördüklerinden dolayı husule (meydana) gelmektedir.
Binaenaleyh (bu nedenle) yarışın birinci şartı olan müsavi (eşit) şerait (koşullar) altında müsabaka yapmak bu suretle imkân haricinde oluyor demektir. Orada her yapılacak müsabaka yüzde kırk Beykoz tarafından kazanılabilir.
Bu kulüpler de bütün bunları düşünerek İstanbul mıntıkasından bu talebi yapmışlardır ki esas itibariyle haklıdırlar.
Yarışların Modaya nakli (taşınması) meselesine gelince orasını pek tahmin etmiyoruz. Çünkü İstanbul denizcilik heyeti bazı mukavelât (sözleşmeler) ile Şirket-i Hayriye’ye bağlıdır. Bundan başka Şirket-i Hayriye bir de yüzme havuzu yaptırmıştır ki bu da mukaveleye dahildir. Vaziyet yukarıda teşrih (açıklama) ettiğimiz gibi olmakla beraber denizcilik heyeti bu nakil noktasında mustar (çaresiz) vaziyettedir. Bakalım netice ne olacak?
